KAZ’IN ADI ESNAF

Geçenlerde hükümet işsizlik maaşının 1.500 TL’ye çıkacağını müjdeledi.

Memur maaşlarına da yüksek bir zam yapılacakmış.

Diğer yandan alt gelir düzeyine sahip insanlara sosyal yardımlar devam ediyor.

Oldukça güzel çalışmalar olduğu için hükümeti tebrik ediyoruz.

Ancak, nedense ESNAF sürekli es geçiliyor.

Görmezlikten gelinen esnafın o kadar çok sorunu var ki…

Son birkaç yıldır kiracı olan esnafın kira ödemelerini mal sahibinin banka hesaplarına yatırması gerekiyor.

Dükkân sahibi bu parayı hesabına alabilmesi için herhangi bir bankadan hesap açıyor.

Kiracı parayı yatırıyor. Ve mal sahibi parasını bankadan alıyor.

Buraya kadar sorun yok.

İkinci yıl aynı hesaba kiracı para yatırıyor.

Banka sistemi bir yıllık hesap işletim ücretini “şak” diye kesiveriyor.

E niye kestiniz?

Efendim bir yıl boyunca hesap yeterince çalıştırılmadığı için kesildi.

Dükkân sahibi ve esnaf karşı karşıya geliveriyor.

Tabi kiracı o ceremeyi çekiyor.

Çünkü mal sahibinin öyle zorunluluğu yok.

O işlem tamamen kiracıya ait.

Esnafı (kiracıları) soyulması için bankalara mahkûm etmiş olmuyor musunuz?

Zaten söz konusu kiranın stopajını kiracı her yıl ödemiyor mu?

Bunu vergi dairesine yatırıyor olması yeterli değil mi?

Yaptığınız alışverişin fatura bedeli 8.000 TL’yi geçince bankaya giriş çıkış olması gerekiyor.

Yine aynı şey.

Esnaf faturasını kesiyor.

Vergisini stopajını KDV’sini ödüyor.

Ama illa bankanın tezgâhından geçmeniz lazım.

Niye?

Hükümetin bankalarla özel bir anlaşması mı var?

Bu bir “kaz” yoldurma harekâtı mıdır?

“İşçi” işsiz kalınca işsizlik maaşı alıyor.

Sosyal güvenliği de devam ediyor.

Esnaf batınca ne oluyor?

İflas edip kepengi kilitlediğinin ertesi günü bırakın maaşı, bir ekmek alabileceği devlet fırını var mı?

Bırakın onu, bir ay bağ-kur primini ödemeyen esnaf tedavi olamıyor ve ilaç alamıyor.

Ne yazık ki ülkemiz de veresiye vermeden esnaflık yapmak çok zor.

7 den 70 e herkes veresiye çalışıyor.

Özellikle küçük yerlerde yaygın olan veresiyecilik olmazsa işyerini çalıştırmanız mümkün değildir.

Faturasını kesiyor. Senet’ini alıyor.

Vakti geldiğinde bazı senetler ödenemiyor.

Tahsilât için icra dairesinde bir maraton başlatılıyor.

Siz hiç icra yolu ile alacak almayı denediniz mi?

Daha parayı almadan icraya bir çuval masraf parası ödenecek.

Yıl geçtiyse dosya yenilenip yine paralar ödenecek.

Sonra adam itiraz ediyor vs.

Velhasıl kelam o alacaklar alınamıyor.

Yaptığınız masraflar çektiğiniz çileler yanınıza kâr kalıyor.

Oysa satılan malın faturası kesildi vergisi vs. ödendi.

Yine esnafın odalara ödediği aidatlarla ilgili bir çalışmanız oldu mu hiç?

Aidat ödenmez ise bağlı olduğu yerlerden evrak alınamadığını da bilmiyorsunuzdur kesin.

Şimdi yılsonu geliyor.

Yani vergilendirme ayları.

Büyük firmalar kitabına uydurur ve ister kâr ister zarar gösterir ve seneyi kapatır.

Hatta üste para bile aldığı olur.

Oysa esnafın matrah rakamı bir önceki yıla göre düşük ise vay geldi haline.

Böyle durumda vergi dairesi esnafı ayağına çağırır.

Niye zarar ettin küçüğüm?

Kazanamadım da… Alacağım battı da… Kem ve küm…

Bu saatten sonra ceza da pazarlık başlar.

Yani kesin bir ceza yiyeceksiniz de, artık çenenizin durumuna göre az veya çok bir miktarı ayarlayacaksınız.

Ne yazık ki bunları benim gibilerin yazmaları değil de esnaf temsilcilerinin yapması lâzım.

Ama onlar da her sokağa otel reklamı dikmeden bu işlere fırsat bulamıyorlar ki…