KADİR KIYMET

İnsan bazen gerek maddi ve gerekse manevi nedenlerden dolayı öz yurdundan uzak diyarlara göç eder.

Bu durumlar kâh öğrencilik, kâh askerlik, kâh gurbet, kâh resmi görevli olup yapılan tayinlerdir.

Göçen kişi gittiği yerler yabancı ülke ise önce “Türk” arar.

Memleketinin herhangi bir şehri ise önce “hemşeri” sini arar.

Aynı şehirde iç göç yapmışsa da “köylüsünü”, “mahallelisini” arar.

Bunlardan herhangi birisini bulduğunda çok mutlu olur.

Çünkü bulduğu özellikteki insanlar kendisinden birisidir.

Ortak yanları vardır.

Bazen aileden bile ileridedir.

Bu durumda olanlar her şeylerini paylaşırlar.

Ekmeğini, harçlığını, hatıralarını, üzüntülerini, sevinçlerini hatta bazen gelen mektuplarını bile birlikte okuyarak duygularını paylaşırlar.

Bu tarzda insani ilişkiler salt bu nedenlerle de anlam bulmaz.

Örneğin devlet dairesinde, fabrikada, iş yerinde veya herhangi bir okulda da aynı şeyler geçerlidir çoğu zaman.

Ve hatta bu bütün evlilikler için de geçerlidir.

Evlilikte bir nevi gurbettir.

Genç kız evinden ocağından doğup büyüdüğü ortamdan başka bir yere gidiyordur.

Erkek de aynı şekilde bambaşka biriyle bambaşka bir eve gidecektir.

Günün birinde her şey güzel duygulu ve paylaşımcı devam ederken bir tatsızlık cereyan ediverir.

Çoğu zaman yanlış anlama-anlaşılma, fevri davranışlar da bulunuverilir.

Ve kalp kırılır…

Kırılmıştır artık. Geri dönüşü olmayan bir minvale girilmiştir.

Bütün ortak hisler ve düşünceler birden bire kadük olmuştur.

Ardından samimi bir “özür” ya hiç dilenmemekte, ya da dilense bile rötarlı bir şekilde muhatabına iletilmektedir.

Bu durum eski hale dönüşe yetmeyecektir.

Geri dönülmez bir duygular silsilesi başlamıştır artık.

Soğuma baş göstermiştir.

Görmezlikten gelinen ya da hoşça karşılanan muhatabın bütün olumsuz davranışları tek tek akıllara gelmeye başlamıştır.

Bir bakmışsınız her şeyinizi paylaştığınız arkadaşınızdan, eşinizden, amirinizden, işçinizden nefret eder bir hale bile gelmişsinizdir.

Sandalı batmaktan kurtarmak için olanca gayretle küreklere asılınmaktadır bu aşamada.

Heyhat… İki tarafında son çırpınışları fayda getiremeyecektir artık.

Sandal su almaya başlamıştır.

İki taraf ta yıkık dökük bir halde biri bir sahile, diğeri başka bir sahile savrulmuşlardır.

Ve en baştan düşünülmesi gereken kavramlar, tavsiyeler, yazılı olmayan insani kurallar ard ardına dimağlara düşmeye başlamıştır.

Yaşantımızın her anında çok önemli yer tutan ve kolay elde edilemeyen kavramların kıymeti bilinmemiştir.

Yitirilinceye kadar önemli gibi görünmeyen şeyler nasılda birden bire önemlileştiğine şaşılıp kalınır.

Keşke denir, aşağıdaki sözü bolluk ve güzellik zamanlarında da hatırlayabilseydim…

“Para biterken, İNSAN giderken değer kazanır”…