EŞŞEK…!

Eşek deyip geçmeyin. Eşek fiziksel olarak en güzel gözlü canlıdır. Eşeğin en önemli ikinci özelliği ise, ulaşımın hayvanlarla yapıldığı dönemler de,önce eşek gidilecek yöne bırakılırdı. Ardından develer yükler ve en nihayetinde yolcular gidecekleri yöne doğru yola koyulurlardı. Bu ekibin adı tam olarak kervan oluyordu. Burada eşeğin önemi, en kestirme en patika yolları bulabilme yeteneğinden ileri gelmesiydi. Bu aynı zamanda Türk milletinin genlerine kadar sirayet etmiş olan bir olgudur. “Kervan yolda düzülür” veya “istim arkadan gelir” atasözleri de tam olarak bu olguya işaret eder. Bizim bu anormal olan huyumuz 21.yüzyılda da devam etmektedir. Vatandaşımız önce  inşaatı yapmaya başlar. Ona şantiye abonesi adı altında suyu ve elektriği temin ederiz. Oysa o inşaata ulaşabilecek ne yol vardır ne kanalizasyon nede resmi evrak çalışması. Sıra gelir o inşaat sahibinin evde oturabilme imkanına. Eve gidecek yolu yok. Pis sularını bırakacağı kanalizasyon yok. Temiz su hattı geçmiyor. Araba park edecek park alanı yok. (Belediyeler sözde park alanı için mevzuat uygulaması ve para kesintisi yapıyor ama, bu fiziksel olarak park yerine daireye dönüşüyor.) Adam evine kumlu çamurlu atlaya sıçraya bir şekilde ulaşıyor. Bunu da kanıksıyoruz ha! Sıra geliyor iskan iznine. Tabi mevzuata göre bir çuval eksik var. Olmadı bir türlü izin alınamıyor. Belediye imar işlerinin elbette bir sürü haklı gerekçeleri var. Ama önemli değildi. Bir şekilde ya meclis üyesi mühendis bulunuyor ya torpil yapılıyor ya da hiçbir şey olmazsa seçim zamanlarına denk getirilip olmayacak izinler kopartılıyor.(İtirazı olan varsa hodri meydan! Ünye de onlarca kaçak ve uygunsuz yapı göstereyim hepsine! Hem de mühendisleri meclis üyeliği yapmış olanlar!) Bunlarda olmazsa en son çare olarak, vatandaş su ve elektriği şantiye aboneleri altında devam edip oturmaya hatta evini eskitmeye devam ediyor. Efendim sözü son günlerde gündemi meşgul eden Çakırtepedeki inşaata getireceğim. İnşaat başlayalı en az 2 yıl oldu. Koskoca inşaat koskoca icra mercilerinin gözünün önünde yükselmeye devam etti. En nihayet son katı yapıldı. Başkan beyin ve meclis üyelerinin vicdanı sızladığı için gerekli işlemler başlatıldı. Hiç kuşkusuz Ünye siluetini bozan bu yapının varlığı hepimizi rahatsız etti. Ama adama sormazlar mı; şimdiye kadar neredeydiniz diye? Madem şu an aldığınız kararlar gibi böyle tedbirler alınabiliyordu daha ilk kazma vurulurken neden tedbir almadınız? O mülkün sahipleri ile bir araya gelip siluete uygun bir tarzda mı geliştiremezdiniz? Şimdi o vatandaş parasını oraya gömmüş iş bitmiş ve şimdi çıkıp “hooop! Sen ne yapıyorsun? Olmaz! Vicdanım sızlıyor! İzin veremeyiz! Yıkacağız!” vs. İşmi şimdi bu? Gerek kamuoyuna gerekse paralarını oraya harcayan o vatandaşa yazık değil mi şimdi?  Buraya en makul çözüm olabilecek önerimi değerlendirilebilirse söylüyorum; Tartışmaya açık inşaata ve hatta tepe öğrenci yurdunu da dahil edelim bu iki (maalesef) külliye kadar büyük iki yapıya alternatif olarak bir yer gösterilmesi, gerekirse elbirliğiyle kaynak bulup iki yapı sahiplerinin de mağduriyetlerinin giderilmesi ve o külliyelerin oradan tamamen kaldırılması en iyi çözümdür. Ardından da yasal bir düzenleme yapılıp tam anlamıyla sit alanı ilan edilmesini sağlayalım. Bundan sonrada binaların yapımı bitince değil de başlarken durdurmayı ve çözüm üretmeyi öğrenelim.

Erol Okutucu