BENİM ÇOK GARİP ÇİFTÇİM

Ünye’nin yerel nüfusu çok azdır. Mevcut nüfusun büyük kısmı köylerden gelip şehre yerleşmişlerdir.

İş bulan bulmuş, bulamayan 9 ay Ünye’de 3 ay köyde kalmaya devam etmektedir.

Köylümüze; “en büyük sıkıntı nedir?” sorusunu sorsak, herhalde ezici bir çoğunluk “GEÇİM” diyecektir.

İnşallah en kısa zamanda çözülür.

Peki, ama burada bize, çiftçilerimize yani köylümüze bir şeyler düşmez mi?

Çiftçilerimizin giderlerine bir bakalım;

Her çiftçide en az iki cep telefonu var mıdır? Vardır!

Biri yengemde biri kendisinde. Çocukları saymıyorum.

Peki, şart mıdır? Yani ticaretle mi uğraşıyorlar veya uluslar arası gelişmeleri takip edip kendilerine mi uyarlıyorlar?… Her çiftçimizin evinde tüpgaz var mıdır? Vardır!

Yemek için büyük, acil çaylar için piknik tüpleri.

Peki, en azından yazları o kadar çürüyen odunlardan kuzine ve muadil ocaklarda ısıtma-pişirme yapılamaz mı?

Hem de daha lezzetli?…

Köyde duranların büyük bir kısmı haftada en az iki defa çarşıya gelmektedir.

Neden? İhtiyaç görecekler. Tamam.

Başka? Telefon elektrik bedeli yatıracaklar, kahveye gidecekler, eş dost görecekler vs.

Her geliş alınan ve ödenen borçlar haricinde en az 25 liraya mal olmaktadır.

Yılda en az 2.600 TL. Peki çarşıya-pazara ayda bir kez gelse olmaz mı?…

Yaklaşık her çiftçimiz bakkallardan bankalardan, daha olmadı tüccarlardan borç kumanya ve para alırlar.

Hayvanına yemini, tarlasına gübresini dahi veresiye alır.

Buda ödemesinin faiz yoluyla çoğalacağı anlamına gelir.

Hâlbuki bu borcu vakti gelince ödüyor.

Almasa, idare etse, gerekirse bir yıl gübresini atmasa olmaz mı?

Bir defa böyle yapsa sonraki seneler hep peşin dönmeye başlayacağını bilmez mi?…

Bazen köylerimizde erik, elma, armut ve daha birçok meyve ağaçları bolluktan yıkılmaktadır.

O meyveler yerlerde çürümekteyken benim çiftçim hiçbir faydası olmayan kola türü gazlı meşrubatları şehirden köye taşımaktadır.

Bu meyvelerden bal, reçel, pekmez vs. yapsa, daha sağlıklı ve daha bedava içse ve yese olmaz mı? …

Nerelerde üretildiği belli olmayan reçelleri almayı sever benim çiftçim.

Oysa bir tane arı peteği kışın 70 TL ye alınıyor. Bir petek arı bir evin bir yıllık bal ihtiyacını karşılar.

Hem de maksimum sağlık. Olmaz mı?…

Benim çiftçim çakal, atmaca çalıyor diye köyde tavuk beslemez.

Ama bir haftada şişirilen embesil tavuk ve yumurtaları köyüne götürüp yemektedir.

Sevgili çiftçim fındık sürgünlerinden bir kafes yapsa, üzerine de yırtık balık saçması serse, o tavuk ve yumurtaları 30 metrekarelik bir yerde çok rahat yetiştirebilir?

Daha sağlıklı ve daha bir bedava yese?…

Sevgili çiftçim domatesi patlıcanı kendi sezonu gelmediği için pazardan alır.

Oysa 20 metrekare yırtık muşambalardan bir sera çevirse yıllık tüm sebze ihtiyacını üretebilir.

Hem de şahane.

Hem de tüketeceği zaman hasat eder. Adı olur taze. Ne dersiniz?…

Hazır yoğurt alan çiftçi var mı bilmiyorum. Ama üretmediği için bir yerlerden alıyordur.

Peki, bir inek veya bir koyun bakmak çok mu zordur?

Bizim bölgemizin yeşil otsuz kaldığı zaman olmaz.

O otları tırpanlarla yok etmektense ineğini çayıra salsa, süt ve et sağlasa?…

Çarşıda duran çiftçilerimizin köylerinde durulabilecek durumda çok evi var. Çocukların okulunu bahane edip çarşıda kahvelerde ömür tüketir.

Oysa şimdi her yere taşımalı eğitim var.

Köyde durup üretse, temiz hava, stressiz ortam?… Şehirde parasızlık ve perişanlık çekmese?…