VAZGEÇEMEDİKLERİMİZ

Ülkemizin vazgeçilmez, olmazsa olmaz liderleri vardı. Siyasilerden; Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, Alpaslan Türkeş ve Prof.Dr. Necmettin Erbakan gibi. Sivil toplum örgütlerinden Derviş Günday, Bendevi Palandöken, Sinan Aygün gibi. Bu liderler bulundukları partilerde veya ODA’larda daimi başkandırlar. Başbakan R.Tayyip Erdoğan bir kişinin iki dönemden fazla seçilememesi için bir yasa çıkartmıştı fakat Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer veto etmişti. Es kaza bir koltuk ele geçirilince orası kayıtsız şartsız benimseniyor ve bırakması teklif dahi edilemiyor. Maalesef liderlik sultası şehrimizde de devam ediyor. Ünye’de ODA seçimleri sırasıyla yapıldı-yapılıyor. Heyecansız seçimlerin ortak özelliği ise, genelde tek isimle seçime girilmesi ve beklendiği gibi tek adayın kazanmasıyla sonuçlanmasıdır. Bunlardan birisi, Şoförler odasının başkanlığına 6.dönem/defa Bekir Şimşek’in tekrar seçilmesi, Madeni eşya odası başkanlığına Ali Özkan’ın 5.dönem/defa tekrar seçilmesi, Terziler odası başkanlığını sürdüren ve tekrar aday olan İsmet Çat 17 yıldır bu görevde ve yine aday. Siyasilerden ise CHP ilçe başkanı İrfan Beşlioğlu (Yıldız) 4.dönem (Yaklaşık 20 yıl) için tekrar seçilmesi. Tekkiraz da Necdet Yılmaz, Hanyanı’nda Bahattin Taş yıllardır belediye başkanlığı yapıyor olmaları. Devlet kurumlarında da değişen bir şey yok. Örneğin; TEDAŞ Ünye müdürü Ali Kemal Yılmaz’ın 20 yıla yaklaşan Müdürlüğü var. Milli Eğitim Müdürü Mehmet Gür 16 yıldır aynı yerinde ve aynı görevinde. Hem siyasi hem sivil hem bürokratik örnekler daha da çoğaltılabilir Seçimlerde başka bir rakip çıkmazsa “Evet karşıma kimse çıkmadı-çıkamadı” diye övünülür. Aslında ya birilerinden çekiniliyor, ya da kendine güvenen bir Allah’ın kulu kalmadığı için rakip çıkamıyor. Her iki durumda demokrasi adına elem vericidir. Her seçimin veya atanmanın sonunda hep aynı şeyler söylenir; “Hizmetlerimize kaldığımız yerden devam edeceğiz! Hedeflerimiz büyük!” Sahi nerede kalmıştınız ki? Hangi değişik ve büyük hedefleri, başka şehirde olmayan hizmetleri getirmiştiniz? Baktığımız zaman arpa boyu yol alınmamıştır. Çünkü bütün işler rutindir ve mevzuata göre yapılır. Yasal olarak böyle olmak zorundadır zaten. Hiç kuşkusuz mevki sahiplerinin meşruiyetini sorgulamıyorum. Elbette seçimle ve atama yoluyla gelindiğini kabul ediyorum. Tamamen legal ve yasal yollarla olan bu koltuk edinimlerini reddetmiyorum ancak, düşünülmesini arzu ettiğim etik olgulara dikkat çekmek istiyorum. Milletvekilleri, Müsteşarlar, Valiler, Kaymakamlar ve hatta büyük firmaların Ceo’ları gibi önemli mevki sahipleri bile kısa dönemlerde en azından yer değiştirdiği bu Ülke’de, diğerleri neden sürekli aynı yerde kalma ısrarında olurlar? Yıllarca aynı yerde ve aynı görevde kalmak, insanoğluna yaratılışı gereği bıkkınlık vermez mi? Verimliliğini düşürmez mi? O görev hali monotonlaşmaz mı? Bu gibi olgular için yegâne söz olan “Tebdili mekânda ferahlık vardır” ilkesi geçerli değil midir? “Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir” kavramı bir anlam ifade etmiyor mu? Hep aynı yere seçilmek heyecanınızı azaltmıyor mu? Ve bu hizmet etmenize olumsuz manâda sirayet etmiyor mu? Acaba aklınızdan ara sıra “Yaa, Allah bize uzun ömürler versin ama ya biz ölürsek bu milletin hali bizsiz nice olur?” diye düşünüyor musunuz?  (Sahi sizler olmasanız biz ne yaparız? Kime güvenip kimi seçeriz? Hay Allah! Başka adam da yok!) Bi müsaade etseniz de Gençlerin, yeni düşüncelerin, yeni heveslerin, yeni Türkiye’nin önünü açsanız olmaz mı?