TUHAF DUMRULLAR

Askerlik yapanlarımız bilir, herhangi bir ağaca künye okuyup selam verdirme talimleri vardır. Veya askerde birisi ile kavga sırasında kasatura ile birine vurmuşsanız o kasatura cezalı duruma gelmiştir ve depoda bir kenarda bırakılmıştır. Askerliğini yapıp gelenler bu tür durumlara; “Askerlikte mantık aranmaz mutlaka bir nedeni vardır” derler. Sivil hayatta da öyle tuhaf kararlar ve deli dumrul harçları alınmaktaki, şaşıp kalıyorsunuz. Fidan satıcıları şu an fidan satamıyorlar. Çünkü satılan fidanın sertifikalı ve izinli olması gerekiyormuş. Bununla da bitmiyor satacak esnafın ziraat mühendisi istihdam etmesi de (tabi maaşla!) gerekiyormuş. Tohumda zirai ilaç da bunu anlıyorum ancak fidan konusun da anlayamıyorum. Vatandaşın keyfi geliyor fidan dikecek, bu sefer evraklı-evraksız, izinli-izinsiz bayi arayacak ve zor bulacak. Bir sürü zahmet çekeceğine dikmeyi düşündüğü fidanı dikmeyecek çünkü böylesi daha kolay. Ama hani bir fidan dikelim, yeşili sevelim, ormanlarımız ağaçlarımız bize oksijen sağlıyor kampanyaları? Adam şeftali aldım diye ağaç erik çıkabiliyormuş! Ee çıksın! Ne var bunda? Ağaç değil mi sonuçta? Yani dikilince zinhar bir daha başka fidan dikilemiyor mu? Tamam, büyük meyve bahçesi kuracaklar için önemli ama bizim bu bölgede ne öyle bir arazi var ne de öyle bir meteorolojik uygunluk var. Pilot bölge diye bir şey icat edildi kimsenin bundan haberi yok mu?  Adam dükkân açacak. (Allaah işe bak sen şimdi!) Dükkân imar ve iskân izinleri, ruhsat vergileri (hem ne biçim!), oradan ticaret odasına kayıt olacaksın bir çuval üye olma paraları, daha siftah etmemişsin vergi dairesine başlamadan önce defterleri tasdik etme paraları (hem çuvallarla!) gibi bir sürü sıkıntı. Evrak koleksiyonu yapan resmi daireleri tatmin edemediğiniz gibi ödediğiniz paralar da cabası oluyor. Hadi inat ettiniz işyeri açtınız, bu kez Pazar günleri ben dinlenmeyeceğim kardeşim çalışmak ve vatana millete faydalı olmak istiyorum! Diyemezsin! İlla diyorsan dooğru belediyeye gidip fazladan üretime katkıda bulunmak için Pazar ruhsatı alacaksın. (e tabi parasıyla!) niye? Hani bizim üretime, istihdama, işyerleri açmaya, vergi vermeye ihtiyacımız vardı? E varsa neden girişimcilerin önünü daha başlamadan kesip azmini kırıyorsunuz? Azmettiniz ticarethanenizi açtınız. Ama oldu ya ilerde işinizin bünyesinde başka bir iş dalı koymak istiyorsunuz. Örneğin soba kalorifer satıyorsunuz da hadi dediniz ki birde bunun yanında kömür satayım. Yok yaa! Ne satıyorsun? Dur hele bi beri gel! Bir, önce itfaiyeye gidip izin alacaksın! (parasıyla tabi!) oradan geç belediyeye, orada ikinci bir ruhsatı çıkartacaksın. E ama ruhsat vardı ya! Olsun bu başka bir iş dalı. Ama aynı işyeri içindeyim ben! Olsun. İş dalı çeşitlendi. Para ver ruhsatını al canım. Duur! Daha bitmedi! Oradan dooğru Ordu’ya. Orman ve Çevre müdürlüğüne. Ama Ünye de orman müdürlüğü var! O olmuyor. Kıdemi yetmiyor. Ordu’ya gidecek ve bir miktar masraf edip kâğıt alıp geleceksin. Tamam, da peki beni kontrol edecek misin? Gerek yok. Sen kâğıtları ve paraları verdin ya yeter. Ama herkes belgesiz satıyor. Sende satsaydın kardeşim sana bir şey diyen mi vardı? Hadi hayırlı olsun. Tam 1.200 TL gitti. İki sene yakıtı bunun için satıvereceksin artık.