0 0
Okuma Süresi:1 Dk., 59 Sn.

Devasa genişlikte topraklara sahip olan Rusya ülkesine gidiyorum.
Rotam, onlarca eyaletinden en büyüklerinden birisi olan Kuban eyaletinin, Başkenti Krasnodar olacak.
Havaalanının çok küçük olduğuyla yazmaya başlayabilirim.
Gece indiğimiz bu şehirde, büyükçe bir yeşil alanı olan bungalow tarzında otelde kalmıştım.
Ertesi günü güzel bir güneş beni karşılamıştı ve gezmemi teşvik ediyordu.
Kırmadım, ziyaretlerime başladım.
Başkentin içinden geçen Kuban nehri oldukça heybetli akıyordu.
Adım başı heykel, tak, anıt, mimari figür, tarihi anıtlar ve daha niceleri şehrin her yanına yayılmıştı.
En çok ilgimi çeken heykel ise (üzülerek!), Osmanlı Rus savaşlarında Tatarlarla Türklerin yaptığı anlaşma evrakını namünasip bir yerlerine sürerlerken resmetmiş olanıydı.
Güya, içki masasında resmedilen bu sahnede Tatarlar, Osmanlıyla anlaşma yaptığı halde Rusya’nın lehine Türklere ihanet etmişti. Bunu da, evrakı imha ederek sahneliyorlardı.
İnanmadım, inanmak istemedim daha doğrusu.
Devam ettim gezmeye, başbakanlık sarayı, diğer devlet kurumları dev binalardan oluşuyordu.
Alt-üst yapıda hiçbir sorun görülmüyordu.
(Aslında Sovyet blok’u ülkelerinin tamamının [gezebildiklerim!] mimarileri, alt-üst yapısı, çevreye yaklaşımı, hayat tarzları, beslenmeleri, dinî olguları, ikili ilişkileri, bindikleri arabalar vb. gibi birçok şey aynıydı. Oldukça asimile olduklarını gösterir bu durumun müsebbibi hiç kuşkusuz komünist rejimdi.
Yine bir analiz daha yapmak gerekirse, Hıristiyan olan tüm milletin anlayışı, hayata dair kararları, sokaklarda yürüyüşleri, kadın erkek ilişkileri vb. gibi insani olan ne varsa genelde hep aynılardı.
Tek farkları, kimi ülkenin [Avrupa] insanı zengin, kimi de [Sovyet ve uyduları] fakir olmasıydı.)
Komünizm insanlara sirayet ettiği her halinden belliydi.
Ruslarda soğuk, ciddi, donuk, kayıtsız bir insan silueti vardı.
Ulaşımın her türlüsüne sahip olan bu ülkede tek eksiklik, ulaşım araçlarının eskimiş olmalarıydı.
Ama yinede aksaklık göstermeksizin çalışıyorlardı.
Ülkenin her yerine tren yolları, havaalanları, karayolları, deniz ve nehir yolları, şehir içlerinden tramvaylar ve metrolar vb. ulaşabiliyordu.
Sokaklarda erkeklerden çok kadınlar vardı. İşyerlerinde çalışanlarda genelde yine kadınlardı.
Rus kadınında ve erkeğinde fiziki yapılar oldukça idealdi.
Genelde ince, Uzun boylu, sıfır beden, mavi gözlü, sarı renkliydi.
Boşanmaların çok yoğun olduğu ülkede bütün yük kadınların omzuna biniyor.
Ayyaş kocaların çocuklarına yine fedakârlıklarla kadınlar bakıyordu.
Bu şehirde Türk işadamı da oldukça çok sayıda varlar.
Bunlar daha çok kereste ve pirinç işi yapıyorlar.
(Enteresandır, Rusya çeltik üretiminde önde gelen ülkelerden olduğu halde, tüketimde çok alt seviyelerdeler. [En çok pirinç tüketen millet Koreliler!]. Damak tadıyla ilgili olan bu durum tahlil edilmeyi hak ediyor!)
Yazları sıcak olan bu şehir kışları ise oldukça soğuk geçiyor.
Genel olarak ise Rusların gidecek çok yolu, yapılacak çok işleri var…

 

Bir cevap yazın