Ne Bu Şiddet Bu Celâl

Ünye uzunca zamandır olumlu-olumsuz kaymakam mevzuları ile anıla gelmiştir. Kaymakamlar bu ilçeye ısınamadıklarından mıdır? Görev yapamadığı-yaptırılmadığı için midir? Siyasetçilerle ters düştükleri için midir? bilinmez ama bazen kendi istekleri ile bazen de zorlama nedenlerle atlatılıp başka yerlere tayinleri çıkartılmıştır. Bunun sonucunda kimi kaymakam TBMM de vekil olmayı başarmış, kimi kaymakam vali olmuş, kimi kaymakamda kızak mevkilere yerleştirilmiştir. Son gelişme ise ülke genelinde Ünye’de kaymakam tartışmaları geleneğinin devam edeceğini gösteriyor. Bunun tipik bir örneğini geçtiğimiz günlerde yaşadık. Kaymakam tarafından köylerdeki hizmetleri yerinde incelemek üzere bir program düzenleniyor. Basın mensuplarına araç tahsis ediliyor. Gidilen köyde vatandaşın biri kaymakam beye; “siz bizi değil muhtarları dinliyorsunuz” diye sitem ediyor. Haber özelliği olan bu konu (kaymakam bey haber yapmayın diye ünlediği halde!) medyaya taşınıyor. Kaymakam bey gazaba geliyor ve bir sonraki programda basın için araç tahsisini iptal ediyor. Şimdi bu mevzunun neresinden başlayalım neresini düzeltelim bilemiyorum ama yinede bir deneyelim. Öncelikle basın dilenen haberi yapan, dilenmeyen haberi yapmayan bir teşekkül değildir. Teamül haline gelen araç tahsisi kaymakam beyin kesesinden dağıttığı bir ulûfe de değildir. Çünkü ortada bir kamu hizmeti ve kaynağını devletten alan bir araç söz konusudur. Gelişen tez-antitez vukuunda biz kendilerine aşağıdakilerden hangisini yazalım veya yazmayalım diye hışmından affına sığınarak soralım.

1-Adli yıl açılışında “beni neden beklemediniz?” ile başlayan ve ülke geneline yayılan tartışmayı ne yapalım? (Türkiye’ye mal olan bir haber oldu ve Ünye adı çokça anıldı. Tanıtım adına ayrıca teşekkür ederiz.)

2-Orman haftasında bir medya sahibi ile onlarca kişinin önünde “neden bunları haber yapmıyorsunuz, illa maddi bir bedel mi ödemek lazım?” azarını ne yapalım?

3-Yine Orman haftasında başka birimlerini teftişe giden Orman müdürüne; “neden burada bulunmadın?” fırçasını ne yapalım?

4-Belediyenin düzenlediği güreş şenliğinde birinci gelene kupayı kaymakam verir ilkesi ile net ve sesli bir tavır alıp sonunda (azıcık gürültülüde olsa) hiyerarşik yapıyı koruduğu tatsızlığı ne yapalım?

5-Açılış-sunuş vb. gibilerde kaymakam beyin bazen dinleyicileri bıktıran uzunca konuşmaları haberini ne yapalım?

6-Kendisine bağlı olan Hastane, Emniyet, Milli eğitim gibi kurumlarda aksayan işlerin haberlerini ne yapalım?

7-Kısmî su taşkınları olduğu zaman lüks AUDI marka makam aracıyla oturduğu arka koltuktan yaşanan trajediyi izleme (elbette aşağı inmeden!) olayını ne yapalım?

8-Hazır AUDI lüks araç demişken, o kadar para o lüks araca niçin verildiği haberini ne yapalım? (Bu lüks araç genelde yolları bozuk olan köylere gidiyor, Ankara İstanbul arası otoyolda değil!)

9-Kapasitesinden fazla maksimum düzeyde cevval bir fırça yiyen muhtarın fenalık geçirdiği haberini ne yapalım?

Esasen ilgimi cezbeden husus; her fırsatta zatı âlilerine bağlı olan kişi ve kurumları yeğin bir şedit ile paylayan kaymakam beyimiz, Belediye başkanı ve il genel meclis üyeleri de handiyse kendisine bağlı olduğu halde, serzenişte dahi bulunduğunu duymadım. (Aman galeyana gelip tekdir etmesin bunu demek istemedim!) Yoksa onlar kaymakam beyin takdirlerini kazanacak kadar fazla ve verimlimi çalışıyorlar? (Eminiz ki bunun nedeni mesleki ikbal veya olası siyasi vehimlerden değildir. O yüzden bu kelamı zikretmiyoruz).