MEDYAMIZ

Gazete radyo televizyon icat edilmeden önceleri tellallarla, fermanlarla, son zamanlarda mektuplarla toplumlar birbirlerinden haberdar olabiliyorlardı. İletişim teknolojileri geliştikçe tatar ulakların yerini vericilerden alıcıya anında ulaşan frekanslar aldı. Artık dünyanın bir köşesinde gelişen olayı, aynı saniyede sıcağı sıcağına evimizde, işyerimizde ve ofisimizde elde etme imkânımız var. Hiç kuşkusuz bunlar insanlık için çok faydalı gelişmeler. Bunun nimet olduğunu bilmek ve sonuna kadar yararlanmak gerekiyor. Ordu ili ve ilçelerinde ki iletişim kurumları da, gururlanabileceğimiz kadar ileri safhalara ulaşmayı başarmıştır. İlimiz sınırları içerisinde yayın yapan 41 gazete, 15 radyo ve 5 televizyon kurumu var. Bu durum Türkiye ortalamasının üstünde bir performanstır. Özellikle ilçe bazında Ünye’miz birçok ilçeyi geride bırakacak beceriye sahip olmayı başarmıştır. Ordu ili ve ilçelerinde Ünye deki kadar köşe yazarı dahi yoktur. Bu aynı zamanda Ünye insanının medyasına sahip çıktığının da bir göstergesidir. Çünkü yayın kuruluşlarında yaklaşık 350 insan istihdam edilmektedir. Bunun anlamı ise 350 aile bu işten geçiniyor demektir. Üstelik çok paralar kazanamadıkları için, fedakârlıklarla çalışmalarını ve hayatlarını idame ettiriyorlar. Çünkü bölgemizde yerel ölçekte medyanın bir dalını işletebilmek hakikaten çok büyük bir özveri gerektiriyor. Ulusal gazeteler gibi bol reklamlara, sipariş spekülatif haberlere veya toplumsal yönlendirme çıkarlarına sahip değiller. Bunların sonucunda hatırla ve çok küçük bedellerle reklam ve ilana tamah etmek zorunda kalınıyor.  Bu da özverisiz bu işlerin yürüyemeyeceği anlamına gelir. Kamuoyu olan bizler onların sayesinde komşumuzun başına gelenleri öğrenebiliyoruz. Şehrimize yapılacak veya ihtiyacı olan şeyleri seslendirecek başka emsal bir kurum yok. Hiç duyamayacağımız trafik kazalarını, güzel veya olumsuz haberleri onların sayesinde öğrenebiliyoruz. Eleman gerektiği zamanlarda iş ilanlarında, önemli gün ve haftalarda, şehrimizi ziyaret eden idarecilere ancak bu yolla ulaşabiliyoruz. Kamu görevlilerinin ve sivil bireylerin yanlışlıklarını, istismarlarını, isabetsiz kararlarını bu yolla öğrenip gerekli tedbirlerin alınmasını sağlıyoruz. En önemlisi de MEDYA demokrasinin olmazsa olmazıdır. Adeta mihenk taşıdır. Bir tür kamusal denetim mekanizmasıdır.  Bizlere düşen böyle fedakârca çalışan insanlara sahip çıkmaktır. Bunu önemli günlerde tebrik ilanı verme yoluyla yapabiliriz. Ticaretle uğraşıyorsak işyerlerimizin reklamını vererek yapabiliriz. Siyaset yapıyorsak kitlelere taahhütlerimizi yayınlatabiliriz. Hiçbir şey yapamazsak 25 kuruşa gazete satın alabiliriz. Biz bu küçücük paraların çok daha fazlasını üstü kalsın deyip harcayan insanlarız. O yüzden bu kadarcık küçük meblağlara onlarca insandan hizmet aldığımızı unutmamalıyız. Hiçbir şey yapamıyorsak “marifet iltifata tabidir” sözü gereği, emeği geçen ve yayın hayatını ayakta tutmaya çalışan emekçilere bir teşekkür bari edebilmeliyiz. Bizler medyamıza sahip çıktıkça yayın kalitesi, iletişim ve ulaşım çok daha mükemmel olmaya devam edecektir. Haberimiz olmadan, haberdar olmadan, ulaşamadan, ulaşılamamadan şehirli olmanın bir anlamı yoktur. Ne kadar çok iletişim kurabiliyorsak o kadar varlığımız ortaya çıkar. Yoksa hiçiz.