HAYVANLARIMIZI KORUYALIM

Geçenlerde gazetede okudum içim burkuldu.

Birçok hayvanımızın nesli tükeniyormuş. Nesli tükenen hayvanların geri getirilmesi söz konusu elbette değil.

Bu yüzden sağ kalanlar ekolojik denge adına büyük önem arz ediyor.

Elimiz de ne türler kalmış gruplara ayırarak bir göz atalım;

Ukala hayvanlar; Bu gruptakiler sürekli gevezelik yapmaktadırlar. İşlerine gelmeyen canlılara sataşırlar-saldırırlar. Bunu da tıynetlerine göre mesajlarla yollarlar.  Her şeyi bildiklerini zannederler. Koyunun olmadığı yerde Abdurrahman çelebi olan keçidirler. Aslında bu onların suçu da değildir. Etrafındaki şakşakçılar böyle düşünmelerine neden olmaktadır.

Saplantısı olan hayvanlar; Bu gruptakiler iflah olamayacak kadar durumları kroniktir. Ne yazık ki bunlar için yeni bir çare icat olmamıştır. İsviçreli bilim adamlarının çalışmalarını takip ediyoruz.

Kaba-saba hayvanlar; Bu gruptaki nesil daha önce tesadüfen büyük geçinen yaratıkların yanında çubukçuluk yapmışlardır. Sonra o büyük olup da küçülen canlıların yanından bohçalarını toplayıp kürkçü dükkânına dönmüşlerdir. Fakat o türler hayatın halen daha Ankara ormanlarında ki gibi devam ettiğini zannederler. Bu yüzden de saldırganlıkları devam eder. Üstelik bir kolluk görevlisi kız çocuğunu döverse bile bundan derin bir haz alırlar. Diğer canlılar topluluğunun hayatlarını karartmak ve maneviyatlarını çökertmek için kurumlaşmışken bile, o halen daha çağdaş, üniter, laik, ilerici Türk ormanları gibi laflar ebelemesine devam etmektedir. Mozajisttir vesselam.

Semiz hayvanlar; İşte en tehlikelisi bunlardır. Es kaza bir etiket sahibi olmuşlardır. Eğer bir de hiç kimsenin iltifat etmediği rağbet göstermediği bir temsilcilik kaptılarsa değmeyin keyiflerine. Önüne geleni ısırırlar ardına geçene de tekme atarlar.

Kerameti kendinden menkul hayvanlar; Bu garip hayvancıklarımız ise karga misalidir. “Hani kargaya kemren ilaç demişler de o da gitmiş denizin ortasına pislemiş”.

Dolgu malzemesi hayvanlar. Bunların aslında etinden sütünden ve de postundan yararlanılamaz. Türk hava kurumu bile bunların gönünü asla ve kat’a kabul etmez.

Ama Allah onların da yokluğunu göstermesin. Çünkü ne kadar boş iş, angarya ve çubukçuluk varsa onlar en önde koşarlar. Niye? Çünkü orman da başka türlü görünememekte kendilerini var farz ettirememektedirler. Aşağılık kompleksine sahiptirler.

Flu gören hayvanlar; Bu türümüz de at gözlüğü vardır. Saplanıp kalmıştır. Kargadan başka kuş tanımazlar. Yalvarsan da terbiye etsen de birçok demokratik metotlarla ders versen de yine anlayamazlar. Üstüne üstlük göbeğini kaşıyan bidon kafalı canlılara çok kızarlar.

Uyanık hayvanlar; Bu canlı türlerine dikkat edilmelidir. Başkalarının çöplüğünden kendi dünya görüşünü ve avlanma alanlarını çığırıp dururlar. Nezaketen gösterilen çöplüğü kendi emellerine alet etmek için kurnazca kullanırlar. Aslında çöplüğün horozu bunu bilmekte ve izlemektedir fakat o diğer canlılar gibi değildir. Halen daha sabır limiti dolmamıştır.

Destursuz hayvanlar; Bunlar en acınası türlerdir. Bilhassa tavsiye ediyorum kesin korunmalıdırlar. Köpeksiz köy buldukları anda değneksiz afi keserler. Ama bir mezarlığa yaklaştıkların da ise ıslık çalarak ve alçak sürünmeyle o bölgeden tez elden tüyerler.

Şekil değiştiren hayvanlar; Bunlar bukalemun türleridir. Ağızlarını eğerek konuşurlar. Bazı kabiliyetli olanlar da yazarlar. Kıt akıllarınca muhatabını “ti”ye alırlar. Güzelim doğal orman dilini tarumar ederler. Kaba tabirle “acu” anırırlar-konuşurlar-yazarlar.

Çoğu bunları dinlemez bile. Ama onlar bundan derin bir haz alırlar. Hâlbuki karşıdan izlendiğinde ilk yapılacak yorum “bu canlı şebeklik yapıyor” dur. Dedik ya tıynet meselesi.

Kararsız hayvanlar; Diyelim ki orman da kral aslan. Ve diyelim ki çakalın biri geldi o kralı koltuğundan etti. Bu durumda seyirci yaratıklarımız önce rüzgârın estiği yeri gözlerler. Kimin kayığı yüzebilirin etüdünü yaptıktan sonra eğer aslan silkinip geri gelecek gibi olursa onun yanındadırlar. Yok, ama çakal diğer sırtlanların yardımıyla da aslanı türlü entrikalarla devirmişse hiç kuşkunuz olmasın çakalın bir numaralı savunucusu oluverirler.

Dünya hem insanların hem de hayvanların. Her türlü hayvanı ekolojik denge açısından, eğriyi doğruyu gözlemleme bakımından korumalı ve sevmeliyiz.

Netice de onlarda Allah’ın yarattığı canlılar değil mi? Yaratılanı yaratandan ötürü sevmek gibi bir mecburiyetimiz olduğu hatırdan çıkartılmamalıdır.

Ben şahsen her türlü canlıyı sevmekle tanınırım. Göbek adım da sabırdır…