HAFIZ

Ramazan ayının bugün tam 15 inci günü. Herkesin bildiği gibi 11 ayın sultanı Ramazan ayının birçok özellikleri var. Gerek beşeri gerekse ilahi münasebetlerde oruç tutmanın etkilerini hepimiz biliriz. Manevi faydaları duyunca insanın kalbinden bir ılıklık akmaya başlıyor. Dinledikçe insanın yüreğini huzur kaplıyor ve sonsuz rahmete el uzatıyor. Bunlardan biri; melekler insanın sevaplarını yazarken sıra oruca geliyor ve Allah cc onlara;  “durun, sizin o sevabı yazmaya gücünüz yetmez, kuluma tuttuğu orucun sevabını ben yazacağım” diyor! Yine bildiğimiz gibi bazı melekler Allah cc yi tespih etmekle görevlidir. Yüce rabbimiz, ramazan ayı girince oruç tutmaya başlayan Müslümanlar için o meleklere diyor ki; “beni tespih etmeyi bırakın, oruç tutan kullarım için mağfiret (af) dileyin” diyor. Orucun ulvi yönlerini yazmakla bitirmemiz imkânsız. Aynı şekilde fiziksel faydaları da çok var. Oruçluyken vücudun zararlı toksinleri daha kolay atabildiğini, orucun harika bir depresyon tedavisi uyguladığını, mükemmel bir anti-depresan ilaç olduğunu uzmanlardan hep dinliyoruz. Farkındasınızdır oruçlu iken hep böyle uyku, sükûnet, dünyevi bir şey yapmama ve rehavet halleri vardır. İşte bu durum stres ve manevi bunalmadaki tedavinin tamda kendisidir. Sağlık açısından yine sayamayacağımız kadar çok fazla faydaları var. Yardıma ihtiyaç yoksul insanların hatırlanması ve onlara yardım elinin uzatılması, eş, dost ve akrabalarının ramazanda birbirlerini hatırlayıp iftar vermeleri gibi sosyal faydalarını unutmamak gerekiyor. Kısacası hem ruh hem beden temizliği yapılabilen ramazan ayı için Allaha ne kadar şükretsek azdır. Ama en önemlisi ise; Ramazan ayı haricinde 11 ay hiç aklımıza gelmeyen birileri vardır. O birileri hafızlarımızdır. Kur’anı ezbere bilen, yani 114 sureyi, yani 606 sayfayı, yani 6666 ayeti ezberleyen insanlara hafız dendiğini bilirsiniz. İşte bu hafızlarımızın sayesinde Ünye de hatimle teravih namazı kıldırılan üç camimiz var. Bu aslında az ama hiç yoktan iyi bir rakam. Örneğin Fatsa da sadece bir camide hatimle namaz kıldırılabiliyor. Bu namazları ancak hafız olanlar kıldırabiliyor. Ne yazık ki önemini bildiğimiz hafızlığa talep gittikçe azalıyor. Birazda gelecek kaygısı nedeniyle çocuklarımız ve ebeveynleri hafızlığı tercih etmiyor. Çünkü hiçbir iş ve geçim garantisi yok. Yalnızca öğrenirken ve öğrendikten sonra yardımlarla ayakta durabilen hafızlarımız inşallah hak ettiği duruma gelirler. Bizlere düşen hatimle teravih namazı kılınmasında, camilerde ve evlerde okunan mukabelelerde ve en önemlisi yüce kuranımızın ezberlenip nesillerden nesillere aktarılmasında faydalı olan hafızlarımıza sahip çıkmaktır. Bu aynı zamanda bize düşen bir sorumluluktur da. Onların nesli gerçekten tükeniyor.