Okuma Süresi:2 Dk., 48 Sn.

Saadet Partisi Ordu teşkilatında geçtiğimiz Ocak ayında görevden alınan İl başkanı Erkan Temiz yine aday oldu. Seçimi  kazandı. Ve görevden yine alındı. Hak ettiği görevine dönebilmek için de hukuki mücadele başlattı.

Görevden alınma sebebi parti çalışmaları az düzeyde seyrediyor olması, halkla daha az diyalog kurması, köy kent geziler yapmıyor olmasıydı. Kongre günü Numan Kurtulmuş beyde bizzat geldi kongreye katıldı canlı yayında ülke meselelerini ihtiva eden güzel bir konuşma bile yaptı.

İyi ama görevden alacaktınız neden o kongreye katıldınız? O kadar insanın Ordu ilinde kongre seçimlerine gelmelerini nasıl yok sayabildiniz? Seçmen bu, bala da konuyor hiç istemediğiniz bir adayı da seçebiliyor bunu bilmiyor musunuz? Kaldı ki, o kongreye katılmanızı da inkâr etmiş olmuyor musunuz? Demokrasi denildiğinde akla bu tür eylemler ve söylemler mi gelmektedir? Bu bir oyun mudur?

Kabul etmemeniz için birçok metot vardı aslında. Örneğin ilk görevden alındığında aday olacağını duyduğunuzda partiden ihraç edebilirdiniz. Divan başkanlığı marifetiyle adaylığı kabul edilmeyebilirdi. Hiç olmadı kongre iptal edilebilirdi. Yeni vizyon, yeni yüz, yeni söylem sahibi saadet partisi idaresine hiç yakışmadı. Görüntü bozuldu.

Numan Bey 28 Şubat darbesinde yaşananları hatırlasın. O günler de çoğunluk olan ve hükümet etmek için imzalarla konsensüsü sağlanan Refah ve DYP partisi yerine, azınlık olan Mesut Yılmazlı partileri Nurlu Süleyman marifetiyle hükümet etmişlerdi. Neler söylenmişti o günlerde? “Bu demokratik değil! Bu halk iradesine karşı açılan bir savaştır! Vs. ” Eee, şimdi bu reva görülenin ondan ne farkı var?

Eskiden kongrelerde seçimler yapılırdı fakat sandıklar Ankara da partilerin genel merkezlerinde açılırdı. Aa bir de bakmışsınız hiç sesi çıkmayan bir aday başkan oluvermiştir. Herkes birbirine bakar. “Ama biz bu adayı desteklememiştik!” “Ee Allah yardım etti adam başkan oldu” denir ve sineye çekilirdi. Demek ki halen daha değişen bir şey yok. Ne yazık ki bu ülkemin genel sorunudur. Hiç kuşkum yok ki tüm partilerde aynı katakulliler ve yok saymalar olmakta – oldurulmaktadır.

Milletvekilliği ya da Belediye başkanlığı seçimlerinde herhangi bir parti teşkilatı diyelim ki “A” ismine karşı. Genel merkeze diyor ki, “Bu “A” isminin adı adaylıkta geçiyor! Aman ha! Sakın geçmesin! Biz teşkilat olarak, taban olarak bu isme karşıyız! Sonuç; Genel merkez söz konusu “A” ismi adayınız oldu da bitti maşallah” deyiveriyor. Hadi bakalım çalışın ve kazandırın.

Eğer tüm partilerimiz gerçekten demokrasiye anlayış gösterebilseler mübalağasız Türkiye’nin birçok sorunu kendiliğinden bitecektir. İşte bu yüzden AB, ABD, İsrail hep kös bakıyorlar yurdum insanına. Bu yüzden iteliyorlar ve her fırsatta zarar vermeye çalışıyorlar. Adamlar bizim ciğerimizi okuyorlar. Ve biliyorlar ki milletine saygısı olmayan idarecilerin kendilerine de saygıları olmadığını.

Adnan Menderes’in son mitinginde yüz binler vardı. Asıldıktan sonra iki kişi sokağa çıkıp küçücükte olsa bir nümayiş yapamamışlardı. Bizim ruh halimizi biliyorlar da böylesine rahat asabiliyorlar işte. Çünkü biliyorlar ki biz oylarımıza seçtiklerimize sahip çıkamıyoruz. Ve âlem biliyor ki biz koyun bir milletiz.

O yüzden de silahlı kuvvetler tarafından darbeler böylesine kansız ve temiz yapılabiliyor. Çünkü asırlardır Kaanlarla, hakanlarla, padişahlarla ve diktatörlerle idare edilmiş milletimin alışkanlıklarını, henüz 50 yıl ancak olan demokrasi hayatına alıştırmak hiç de kolay değildir.

Ülkemizde parti oligarklarının genel anlayışı şudur; “Bizim istemediğimiz birisi ihtiyar heyetine bile giremez! Çünkü dükkân bizim! Biz ne dersek o olur! İşinize gelirse gelin bize katılıp çalışın. Ya da çıkın ve gidin.”

Erkan Temiz bey’e önerim fetva olarak şu; evet siz haklısınız ve hakkınızı aramalı görevinize dönmelisiniz. Takva olarak ise; istenmediğiniz yerde durmayınız! Çünkü maalesef sistem bu. Dükkân başkalarının. Siz o görevi ısrardan vazgeçip vicdanlara havale edin. “Ne yani benim Refaiddin kadarda mı değerim yok” demeyin. Ağzınıza biber sürerler.

0 0

Bir cevap yazın