Belçika

Avrupa’nın gizli başkenti olarak anılan Brüksel yolculuğuma çıkıyorum. Avrupa’nın gizli başkentidir çünkü Brüksel, NATO ve AB’nin idare merkezidir. Uluslar arası kuruluşlara bağlı resmi kurumların büyük bir kısmı bu şehirdedir. Önce Anvers’e (Belçika’nın en çok nüfus barındıran şehri) sonra da buradan trenle Brüksel’e geçtim. İlginçtir, birçok Avrupa ülkesine nazaran burada tren istasyonu şehir merkezinde ancak, yüzeyin en az 30 metre altındaydı. Asansör ve yürüyen merdivenlerle şehrin içine çıktığım cadde Brüksel’in de merkeziydi. Otele yerleştikten sonra dolaşmaya başladım. Bindiğim turist otobüsünün Faslı şoförünün söylediğine göre, Turist otobüslerinin şoförleri en fazla Faslılardan oluşuyormuş. Gezmeye devam ediyorum. Fazla Türk’e rastlamadım. Türk işyeri dâhi göremedim desem yeridir. Birçok turistik mekânın yanı sıra en ilginci otomobil-otomotiv müzesiydi. İcat edilmiş ilk araçlardan burada çok sayıda sergileniyordu. Şehirde var olan binaların tamamı eskiydi. Yani tarihi yapılardı. Mükemmel duruyorlardı ve burada yaşayan halklar sanki bina yapmaktan başka hiçbir iş yapmamış görünüyordu. Belçikalılar bina yapmamışlar da adeta taşlara can vermişler. Öyle ki, kaldırımlar bile tarih tütüyordu. Yine bu insanların torunları aynı itinamla mükemmel bir şekilde miraslarını korumuşlar (bizde ki gibi, çöplük, kokoreç yeme yeri, milli piyango bayisi, tinercilerin ve sarhoşların geceleme yeri olmamış). Beni böyle düşünmeye sevk eden şey, tüm şehir neredeyse tarih kokuyor olmasıydı. Ünlü Brüksel meydanında uzunca bir süre kaldım. Değişik mezheplerden oldukları için (Protestan, Katolik, Ortodoks vb…) aynı meydanda muhteşem mimarilere sahip çok sayıda tarihi kilise vardı. Belçikalılar ihtiyaç duydukları ekonomik gelirleri daha çok bankacılık ve sigortacılık gibi hizmetlerden elde ediyorlar (%70). Tarım neredeyse yok denecek kadar az %3). Tarım değilse de ona yakın çok yaygın olan ormanlarından elde ettikleri ürünler de hatırı sayılır miktarda gelir sağlayabiliyor. Küçücük coğrafyasında yaklaşık 10 milyon nüfusu barındıran Belçika’da resmi dil Fransızca, Almanca ve Flamanca olarak kullanılıyor. Ülkenin etnik dağılımı ise, %55 Flaman, %33 Valon ve geri kalanda karışık milletlerden oluşuyor. Genelde düzlük olan ülkenin en yüksek noktası Botrange dağı ve rakımı da 694 metredir.
Ülkede şehirleşmenin yoğun olduğunu, Anvers ve Brüksel’den görebilmek mümkün. Zira çok yoğun bir insan kalabalığı var. Brüksel’de gördüğüm insanların bende bıraktığı intiba, tam bir Fransız ekolü ve tam bir aristokrat duruşları oldu. Kurallara uyan, trafikte düzenli, çevre temizliğinde azami dikkat eden bir anlayışları var. Gezilecek, görülecek ve öğrenilecek o kadar çok özellikleri var ki, bunun için en az 6 ay oralarda kalmak gerekebilir.