Başyazı-Teknolojik Gelişmeler ve Takibi

TEKNOLOJİK GELİŞMELER ve TAKİBİ

Liberal ekonomiye geçmeden önce Almanya’dan bir iş adamı Çin ülkesini ziyarete gider. Maksadı maden ocaklarında inceleme yapmak olan işadamı, Çin devletine ait olan bir maden ocağında inceleme yapmaya başlar. Küreklerle çalışan işçi çokluğu dikkatini çeker ve kendisini gezdiren görevliye sorar; “Neden burada hiç makine yok? Bu madenleri kepçeyle ve diğer başka ekipmanlarla kazmak, ortaya çıkartmak daha kolaya ve ucuza mal olmaz mı?” Çinli görevli gururla ve bilgiççe cevap verir; “Bizim maksadımız burada daha çok işçi istihdam etmektir!” Sıra Alman işadamına gelmiştir; “O zaman bu işçileri kürekle çalıştıracağınıza kaşıkla çalıştırın daha çok işçi bulundurursunuz!”

Bundan 10-20 yıl öncelerine kadar ucuz işçi bol ve diğer üretim maliyetleri daha az olduğundan dolayı teknolojik gelişmeler bu kadar önem arz etmiyordu. Oysa son yıllarda özellikle teknolojik gelişmeler takip edilmezse üretilen malların maliyetleri oldukça külfetli bir hale gelmektedir. Eğer siz hümanist bir yaklaşımla ilkel metotlarla devam ederseniz biliniz ki ilk fırsatta rakipleriniz tarafından aradan çıkartılacaksınızdır. Rekabetin kıran kırana yaşandığı dönemimizde teknolojik destekler üreticiye geniş manevra kabiliyeti ve hayat hakkı tanımaktadır. Elbette tüketiciye olumlu yansıyan bu gelişmeleri yok sayma lüksü bulunmamaktadır. Bursa’da üretilen bir mal Giresun’a gelene kadar birçok elden ve birçok yollardan geçmektedir. Aracı kârları, navlun bedelleri çoğalıp son adrese yansımaktadır. Oysa şimdinin tüketicileri önce bu malın fiyatını internetten üretici firmadan araştırıyor. Kargo bedelini de öğrendikten sonra Giresun’daki A firmasına gidip fiyat alıyor. Eğer arada uçurum varsa söz konusu tüketici en direk internet aracılığı ile adı geçen malı ediniveriyor. Hepsi bir “TIK” la bitiyor. Bu olayın iki boyutu var. a-Söz konusu malı üreten firma teknolojik alt yapıyı hazırlayıp tüketicinin emrine kendisini hazırlıyor. Aksi olsaydı o firmaya ulaşmak imkânsız olacaktı. b-Giresun’da ki firma eğer bir çok aracılardan sonra mal ediniyorsa fiyatları yükselmiş olacaktır ve dolayısıyla mal satamayacaktır. Bunu yerinden, en direk ve toptan alabilmeyi başarmışsa sorun kadük olmuştur. Ama aksi ise ticari hayatı bitmeye başlamış demektir. En önemli noktamız “TEKNOLOJİ” olduğu ortaya çıkıvermiştir. Yine örneğin bölgemizde yaygın olan fındık fabrikalarını ele alalım. Lazer seçici x-ray cihazları ile geliştirilen makineler söz konusu fabrikada yoksa yaklaşık 100 işçi ile bahse değer fındık seçilecektir. Oysa bu makineye sahip olan fabrika 100 işçi yerine 30 işçi ile fındıkları seçip ucuza mal ettiği için daha kolay satmaya başlamıştır bile. Gübre, Fındık, Pirinç ve Mısır bölgemizde oldukça yaygın üretilen ve satılan mallardır. Bunların özellikleri yüksek miktarda kilo/tonaj ihtiva etmeleridir. Karşımızda devasa bir navlun, bir yerden bir yere taşıma ve imalathane içerisinde bile birçok defa yer değiştirmeleri söz konusudur. Bunu iki şekilde yapabilirsiniz; a-İlkel metotlarla hamallar dediğimiz ağır işçilerle, b-teknolojiyi takip ederek aracı ve taşıyıcı basit makinelerle. İkincisi tercih edilirse hiç kuşkusuz maliyetleriniz en aza inmiştir. Ama birinci seçenekte ısrar varsa şimdiden jübile yapmaya hazırlanmakta fayda vardır. Bu örnekleri bir sektörde daha dillendirelim. Fidan ve Fide üreticiliği yapanlar; saksı, tüp veya poşetleri halen daha el ile dolduruyorsanız hesaplarınızın yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Artık basit ve gelişmiş makinelerle binlercesi aynı anda dolduruluyor ve dikilebiliyor. Bu üretimin yapıldığı seralar ortam sıcaklığına göre kendiliğinden kapaklarını açıp kapıyor bile. Sulamayı da yine nem ortamını ölçerek yaptığını hatırlatmaya gerek yoktur. Bunun sonucunu en iyi herhangi bir çiçekçiden gidin bir süs bitkisinin fiyatını sorun. Oradan çıkıp büyük alışveriş merkezlerindeki herhangi bir mağazaya da sorun. Fiyatların %70 daha ucuz olacağını büyüyen gözlerinizle göreceksiniz. Bu örnekler çok sayıda çoğaltılabilir. Tavuk üreticisinden büyük baş hayvan üreticisine kadar, Mısır üretiminden Fındık hasadına kadar bu her konuda böyledir. Türkiye fındığın ana vatanıdır ama Fındık halen daha elle toplanır. İtalya’da Fındık az üretildiği halde hep makine ile toplanır. Çünkü bahçesi küçük küçük değildir. Ve bahçesinin alt yapısını da ona göre uyarlamıştır. Mısırı halen daha çapa makineleriyle dikeriz, pis otunu kazarız ve elle tek tek toplarız. Bakkallar da bile artık otomasyon sistemi vardır. Olmayanlar edinmek zorundadır. Çünkü satıcı elinde istenen ürün var mı, fiyatı nedir, kullanım tarihi geçmiş midir? Gibi sorunları ancak bu yolla çözebilecektir. Otomobil bozulduğu zaman tamirci arabaya yaklaşırdı, koklayarak, dinleyerek, gözleriyle araştırarak sorunu bulmaya çalışırdı. Oysa şimdi sokete takılan bir cihazla aracın neresinde ne sorun var anında görebilmekte ve derhal söz konusu arıza giderilebilmektedir. Kaportayı “tık tık” larla yoklayan esnafın yerini artık küçük ölçüm cihazları almış durumdadır.

Sonuç; Enerji, Üretilen malın albenisi, dayanıklılığı, kalitesi, işçi maliyetlerini en olumlu hale getirmek için mutlaka teknolojinin takip edilmesi ve derhal uyarlanması gerekmektedir. Söz konusu teknolojilerin kullanım alanı dar olmayıp sınırsız olduğu hatırdan çıkartılmamalıdır. En büyük uçak üretim tesislerinden en küçük bakkala kadar mutlaka teknolojik ekipmanlara ihtiyacın olduğu hatırdan çıkartılmamalıdır. Bu yolla en iyi kalite, en hızlı teslimat, en ucuz maliyetle elde edilmesi mutlak sonuçtur.