BAŞKALAŞIM-METAMORPHOSİS

Sabah kalkılır. Kahvaltıda espresso içeceği ile jambon, lakerdalı esmer ekmek ve mozarella peyniri yenir. Evden çıkarken ray-ben gözlüğü takılır. Başka marka olursa olmaz çünkü en Amerikan marka şimdilik bu. Chevrolet marka arabamıza binildiğinde eşe, Allaha ısmarladık yerine bay-bay denir. Oda seslenir; “hayatım seni seviyorum kendine iyi davran”.

Yolda Nokia cep telefonundan bir arkadaş arar. Ona cevap verilir, “kanka  birazdan ofiste olacağım orada msn de görüşelim”.

Trump Towers plazaya gelindiğinde süt tozlu nescafe ofis boydan istenir. (Türk kahvesi diye bir şey zaten yoktur o yüzden damak tadını nescafe tatmin etmektedir.) Günlük proğramlar gözden geçirilirken Camel sigaradan bir dal sigara yakılır. Sonra apple marka pc de internete girerek wall street borsasında dow jones indeks ne durumdadır diye sörf yapılır.

Bazı yüksek company ceoları ne tür açıklamalar yapmıştır, aynı sörf seyrinde takip edilir. Önemli bir şey var sa da notebookta arşive attachlanır. Gelen e-maillerin kimisi delet edilir, kimisine reply verilir ve en nihayet kimisi de forwardlanır.

Sonra öğle yemeği vakti gelir. Hemen bir fasfooda gidip bol hardallı ve mayonezli hamburger buzlu cola eşliğinde yenir. Bir şirket yetkilisi ile randevu vardır. Sekreter zoraki tebessümle buyur eder ve orada cassella marka deri koltukta beklemeye başlanır.

Yapacağınız iş teklifi şöyle bir gözden tekrar geçirilip yetkili tarafından ofisine kabul edilirsiniz. Daha sonra The Sheraton da conferansa gidersiniz. Bugünkü proğramlanan işler bitmiştir. Artık akşam olmaktadır. Hemen eşe telefon açılır. Çocukları ile ilgilenen nurse (dadı) mesaiye kalması ve kendisinin de hazırlanması, çünkü çin restoranında soçi yemeğe gidileceği söylenir.

Söz konusu Partner tuvaletini giymiş ve makyajını tazelemiştir. Bu arada erkek kenzo, eşi ise hugo boss marka parfümden bolca sıkmıştır.

Yemeğe gidilir ve ask for the bill istenir ve hesap ödendikten sonra bahşiş bırakılarak çıkılır.

Oradan Odeon cneplex  adlı sinemaya gidilir. Daha önceden internette biletixten alınan sanal biletler check yaptırılıp “Riddick Günlükleri” adlı film pop corn yiyerek izlenir.

Yorgunluk baş göstermiştir. Eve gelindiğinde jakuzi hazırlanır ve bir süre stres atılır relax olunur. Burnoose giyilip tv karşına dinlenmek için oturulur.

Şöyle bir haber kanalları taranır. IMF başkanını protesto eden birinin haberi vardır. Başkanın kafasına fırlattığı ayakkabı NIKE dir. (fasondur, çakmadır ama yinede NIKE’dir) Eliniz kazara TRT 4 kanalına takılır.

Kulağınıza değişik, sıcak, samimi ve tanıdık music tınıları gelmeye başlar. “baş koymuşum Türkiyemin yoluna…düzlüğüne yokuşuna ölürüm…asırlardır kır atımı suladım…ırmağının akışına ölürüm Türkiyem…ölürüm Türkiyem….”