BASIN’da BASKIN YİYENLER

Herhangi bir seçim zamanlarına yakın aylarda birçok gazeteci yeraltındaki uykusundan uyanır ve  gazete çıkartmaya başlarlar. Buradaki amaç seçilmesi muhtemel olanları övmek, seçilme imkânı olmayanları da savunmak karşılığında onlardan nemalanmaktır. Her iki tarafa da meyledenler, matbu çalışmalardan umulan akçalı menfaatler beklentisi çoğu zaman hüsranla neticelenmiştir. Ne o destekleyip kazanma şansı olmayan taraftan emeğinin karşılığını alabilmiştir, nede seçilmesi muhtemel olan taraftan. Üstelik böyle fevri davranan matbu sahiplerine teşekkür bile edilmeden yüzüstü bırakılırlar. Elbette hiç kimse birilerinin gönlünü yapma, ya da birilerini ihya etme adına çalışmaz. Çünkü ne adaylar, nede o adayları destekleyen ya da desteklemeyenler, babalarının hayrına çalışmıyorlar. Her iki kesim de çıkarlarının peşindedir. Kazançlı çıkan ise, seçimlerin sonunda muhatabını daha iyi kandırabilendir. Az daha açık yazalım; verdiği sözlerden daha iyi kıvırandır.

Seçimler öncesine yakın gazete sayısına bakın birde seçimlerden bir müddet sonraki gazete sayısına bakın farkı göreceksiniz. Tv ve radyoları buna dâhil etmiyorum. Onlar süreklilik arz etmesi gereken farklı kuruluşlardır. Tabi onlarda da bu tür menfaat bekleyen ve karşı taraftan da kayırılmak isteyenler olmuyor mu? Elbette daha fazlası oluyor. Hatta o kuruluşlardaki adam harcama, adam satma, aldatma-atlatma o kadar acımasız boyutlara ulaşabiliyor ki, bir gecede kanal sahipleri bile değişebiliyor.  Buna meslek grubu içerisinde kafa kopartma deniliyor. Güç sahiplerinin bu tür kuruluşlardan ve gazetelerden bekledikleri, ileriye dönük kendi maddi ve manevi menfaatlerinin selameti için sınırsız ve sorumsuz destektir. Bunu yapamadığınız ya da yapmadığınız üstelik birde doğruya doğru, yanlışa yanlış dediğiniz anda, biliniz ki ipiniz çekilmeye başlanmıştır. Ve ilk fırsatta öyle ya da böyle, legal veya illegal bir şekilde koparılmayı bekleyeceksiniz. Bu işlerde iki türlü davranış şekli vardır. Birincisi ne yaparsanız yapın, güç sahiplerini iyi tanıyacak, kamuoyunu iyi okuyacak ve kazanma ihtimali en yüksek adaya oynayıp işinizi ve hayatınızı idame ettireceksiniz.

Daha doğrusu tabiri caizse asla yanlış ata oynamayacaksınız. İkinci bir yol ise; eğer gazeteci iseniz, televizyoncu iseniz, radyocu iseniz ve bu işi seviyorsanız, hiç kimseye mecburluğunuz-mahkûmluğunuz (beni mazur görün, halk dilince= gebeliğiniz) olmadan olağanüstü fedakârlıklarla görevinizi tam olarak yapacaksınız. Hiç kimseden bir menfaat beklemeyecek sadece kamuya hizmet etmek ve demokrasiyi beslemek adına doğru, dürüst ve yansız haber yapacak, halkın karşısına öyle çıkacaksınız. Hiç kuşkunuz olmasın bütün olup bitenin farkında olan halk, emeğinizin karşılığını verecektir. Aksi takdirde sonuç ya ekonomik çıkmazlık, ya adam yerine konmama ve toplamında ise güçlü bir sinir tahribatı ile karşı karşıya kalıverirsiniz. Hiç kimse menfaatsiz sevmez, desteklemez, beslemez olduğunu asla unutmayacaksınız.