ANKARA SESİM GELİYOR’MU?

Sayın Mehmet Hilmi Güler,Enver Yılmaz,Mustafa Hamarat,Ayhan Yılmaz,Eyüp Fatsa,Rıdvan Yalçın ve Rahmi Güner. Sizler geldiğinizde Ordu il sınırında laci takımları giymiş düğmeleri iliklemiş sakal tıraşlarını olmuş partililerce karşılanırsınız. Buradan sonra valilik, kaymakamlık ve belediye başkanlığı makamları ziyaret edilir. Buralar temiz ve bakımlı mekanlardır. Çay,kahve ve çikolata eşliğinde hoş sohbetler edilir hamaset nutukları çekilir. Buradan sonra acıkmışsınızdır en güzel restoranlara gidilir ve afiyetle leziz yemekler yenilir. Vakit ilerlemiştir artık güzel bir otelde istirahata çekilirsiniz. Sizler bu sayılan yerlere en iyi arabalarla götürülecek ve zinhar beş kuruşta harcamanıza izin verilmeyecektir. Seyahat esnasında özel istekler ve ütopik düşüncelerden başka bir kelam duyma şansınız yoktur. Çünkü yanınızda olan insanların tuzları genelde kurudur. Yine bu taraflara yolunuz düşerse o tuzu kuruların söyleyemediği birkaç konudan yani Türkiye gerçeklerinden hatırlatma yapmak ve çözüm için çaba göstermenizi istirham ediyorum. Zaten bilerek isteyerek bu sorunlar için aday oldunuz ve bunun için de seçildiniz.

1-Her 3 ayda bir bedelli askerlik mevzusu yaşanmaktadır. Bu kanun çıkar veya çıkmaz. Fakat her mevzu bahis olduğunda,gerek askerlik yapanlar gerekse askere gidecek olanların o anki haleti ruhiyelerini tasavvur etmenizi ve onların ne gibi bir travmaya girdiklerini düşünmeniz gerekmektedir. Bunun depresyona varıncaya kadar sosyolojik boyutu olduğunu takdir edebilmelisiniz. En güzel çözüm ise (bana yani halka yani kamuya göre) evet bedelli askerlik olmalı. Ama öyle 5 bin 10 bin dolar değil. En az 50 bin dolar olmalı. Parayı ödeyen 1 ay askerlik yapsın ve bu iş bitsin. Ekonomik durumu iyi olanların askerde verimli olduğu,sıkıntı çektiği zaten söylenemez. O halde bu durumdaki  insanların askerliğe maddi katkısı sağlanmalıdır.

2-Alacaklı-Borçlu,Mülk sahibi- Kiracı ilişkileri kanayan bir yaradır.” Adalet Mülkün temelidir” sözündeki MÜLK; ülke,bina,arazi,can emniyeti,para yı ihtiva eden MÜLK’ü kast eder. Vatandaş esnaf mal alıyor ve satıyor. Sattığı müşterisi borcunu  ödemiyor. İcraya kadar iş gidiyor. Sonra bir milletvekili çıkıyor diyor ki “senetlerde 10 günlük hapis cezası insan haklarına aykırıdır” aynen yasalaşıyor. Caydırıcı bir unsur olan hapis müeyyidesi borçlu tarafından kullanılıyor.Daha geçenlerde bir MHP milletvekili diyor ki (Rıdvan Yalçın) ;borcu olanın evinden beyaz eşya haczedilmesin”  oda yasalaşıyor ve haczedilmiyor. Peki esnaf? O ne olacak? Onun insan hakları yok mu? O insandan sayılmıyor mu? Onunda borçlu olduğu bankaya aynı gaddarlığı  yapabiliyormusunuz? O banka yada mal aldığı fabrika imalatçı vs. teminat mektupları karşılığında borçlandığı için,şak diye parasını evini ocağını dükkanını anında haczedip haraç mezat satılığa çıkartılıp paralarını kurtarıyorlar. O borçlu olduğu bankalar içinde bir yasa çıkartabiliyormusunuz? Cevap kocaman hayır. Küçük lütuflarla daha kalabalık olan mağdurların,az olan mağdurlara tercihi söz konusu. Yüreklerinin yettiği yere kadar yasa teklifleri sözkonusu. Esnaf parasını ısrarla,sabırla yasal yolla almak için çalışmaya devam ediyor. Bu kez borçlu eğer fatura falan yoksa veya esnaf ona para vermişse; “hakim bey diyor bu esnaf bana para sattı tefecilik yapıyor”esas gümbürtü o zaman başlıyor. Sözkonusu esnaf bilmem kaç milyarlık ceza ve bir yıldan bilmem kaç yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalıyor. Esnaf o alacağından korkarak vazgeçiyor. Ama nafile. Çünkü bu kez kamu davasına dönüşen iş,içinden çıkılmaz bir hal almaya başlıyor. Ne olacak şimdi? Parasının gittiğine mi yansın,ne yapsa kurtulamayacağınamı yansın?   Malik olan yememiş içmemiş bir bina yaptırmış. Kiracı edinmiş ve kiracıyla problem yaşıyor. Yasal olarak kiracısını çıkartabilmek için en az 5 yıllık bir sürecin gerektiğini biliyormusunuz? Sanki kiracı mal sahibidir ve gerçek sahibine tam 5 yıl zulüm çektirebilmektedir. Bunun için herhangi bir çözüm çalışmanız varmı? Tabiî ki yok. Çünkü kiracı daha fazla!

3-Kimyevi gübre kimyevi ilaç sorunları var bu ilde. Kimyevi gübreye fatura yol belgesi beyanname vs en az 8 adet evrak hazırlayacak ve tarım müdürlüğüne teslim edeceksiniz. Çünkü pkk bomba yapıyormuş. Vay vay vay. Her yıl Türkiye de üretilen ve bir o kadarda ithal edilen milyonlarca ton gübre söz konusudur. Oysa bombaya herhalde birkaç torba (100 kg) gübre yetiyordur. Bunun için bir çuval evrağı çifçi bayi el ele çalışacak,hazırlayacak ve tarım müdürlüklerinin tozlu raflarında kalmak üzere verecektir. Ya zirai ilaç? Reçetesiz ilaç satışı yasak! Ordu ilinde kaç kişi sebze ile uğraşıyor haberi olan varmı? Yok! Çünkü burada sadece fındık üretilir. Pilot bölge denen bir olgu maalesef kimsenin dağarcığında yoktur. Bodoslama bir fikir söylenir ve aynı şekilde öyle yada böyle uygulamaya çalışılır. Hadi reçete olsun kabul ettik. Peki tarım müdürlüğünden alacağı 5 liralık bir ilaç için,5 liralık reçete bedeli istendiğini biliyormusunuz? Hangisini sayalım en son binalarda irtifak ve mülkiyet işi çıktı. Bu ayrı bir tetkik mevzusu buna girmeyeceğim. Sayın vekiller! Unutmayınız! Sivil yada sivil olmayan bürokratlar,halktan her türlü evrağı isteyebilir. Devlet lojmanlarında oturan ve devletten maaş alan bürokratlar bu sorunları bilemez. Bunu  isterken zorlukları tahmin bile edemez çünkü o taraklarda hiç bezi olmamıştır. Ama siz bizim içimizden gelen birilerisiniz. Siz gübre atmanın ilaç kullanmanın mal sahibi olmanın alacaklı borçlu olmanın ne olduğunu bilen bir ortamdan gelmektesiniz. Bana inanmıyorsanız bir gün birkaç günlük sakal traşlı üst baş eski elbiseler (yoksa biz yollarız bizim buralarda çok var! Hatta  moda bile diyebiliriz!) ile birlikte bir otobüse kimseye haber vermeden yola çıkın. Ordu ilinin ilçelerinde herhangi bir kahvehaneye girin ve insanlarla sohbet edin. Korkmayın o durumda kimse sizi tanımayacaktır. O zaman bana inanacaksınız. Biz buna Cihan İmparatorluğu Osmanlı da tebdili kıyafet ile dolaşmak diyoruz. Çok şey öğreneceksiniz…